Damar Hastalıkları ve Fizik Tedavisi

Periferik vasküler hastalıklar olarak adlandırılan hastalıklar kalp ve beyin dışındaki tüm kan damarlarında meydana gelen hastalıkları ifade eder. Atardamar, toplardamar ve lenf damarlarında meydana gelebilen hastalıkların tümü bu gruba dahildir. Periferik vasküler hastalıklar günümüzde hastaların yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkileyen bir sorundur ve fizi ktedavi uygulamaları damarsal bozukluklara bağlı gelişen semptomları önlemede önemli bir yer tutmaktadır. Bazı periferik damarsal hastalıklara kısaca bir göz atalım..

Periferik Arter Hastalıkları

Atardamarlarımızı etkileyen bu hastalığın sebebi genelde aterosklerozdur. Bu hastalıkta atardamarlarda meydana gelen tıkanmalar sıklıkla alt ekstremitelerde görülür.  Sigara, şişmanlık, hipertansiyon,  diabet, hareketsiz yaşam, ileri yaş gibi faktörler hastalığın gelişme riskini artırmaktadır. Günümüzde ortalama yaşam süresi artığından dolayı ateroskleroz ve periferik arter hastalığı görülme sıklığı da doğru orantılı olarak artış göstermektedir. Periferik arter hastalıklarında ortaya çıkan belirti genelde ağrıdır. Ağrı aktivite ile birlikte artar. Diğer belirti ve bulgular ise deri renginde beyazlaşmalar, nabzın kaybolması, derin duyu ve basınç hislerinde azalmalardır. Tedavide önce koruyucu yöntemler denenir. Sonuç alınmazsa cerrahi teknikler uygulanır.

Periferik Arter Hastalıklarında Fizyoterapi

Kan dolaşımını artırmak, egzersiz dayanıklılığını ve yürüme mesafesini artırmak, genel kas kuvvetini artırmak, deri ve uzuvları korumak, yaşam kalitesini iyileştirmek amaçlarıyla fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları yapılır.

Derin Ven Trombozu

Kısaca DVT olarak adlandırılan derin ven trombozu hastalığı bir toplardamar hastalığı olup ortaya çıkardığı problemler açısından ölüme kadar götürebildiği için önemli bir hastalıktır. Derin ven trombozunda akut bir trombüs ile venöz sistem damarlarından birisi tıkanabilir.  Derin ven kan pıhtılarının çoğu alt bacak ya da uylukta ortaya çıkar. Kan koyulaştığında ya da bir araya toplandığında kan pıhtıları ortaya çıkar. Bu pıhtının dağılması sonucunda emboli adını verdiğimiz parçacıklar akciğere kadar gidebilir ve buradaki damarları tıkayarak ölüme yol açabilir.

Derin ven trombozunun klinik belirtileri kızarıklık, ağrı ve ödemdir.  Derin ven trombozu bir çok ameliyat sonrasında uzun yatış sürelerine bağlı venöz göllenme nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Derin ven trombozunun ortaya çıkma ihtimalini azaltmak için hastalara varis çorabı giydirilmektedir.

Varis

Vücudumuzda atardamarlar kalbin pompaladığı itme gücüyle kanı hareket ettirirken, ven adını verdiğimiz toplardamarlar ise kasların çalışmasıyla oluşan basınç ile kanı yer çekiminin tersi yönünde yukarı doğru taşıyabilmektedir. Yer çekimine karşı işleyen bu sistemde toplardamarlarımızda kanın yukarı çıkmasına izin veren fakat aşağı inmesine engel olan doğal kapakçıklarımız bulunmaktadır. Yaş ile birlikte bu kapakçıkların elastikiyetinin bozulması ve hareketsizlik gibi nedenlere alt ekstremitelerde biriken kan kalbe doğru çıkmakta zorlanır ve cildimizde varis görünümü ortaya çıkar. Ayakta fazla kalan kişilerde, hareketsiz bir yaşam sürenlerde, hamilelerde ve obezlerde varis oluşum riski yüksektir.

Toplardamar Bozukluklarında Fizyoterapi

Öncelikle toplardamarlarda kan birikimini önlemek için uzuv kalp seviyesinin yukarısına kaldırılarak pozisyonlanır. Böylelikle ödem ve venöz göllenme azaltılmış olur. Ayrıca elastik bandaj ve kopresyon giysisi ile ödem ve kan göllenmesi kontrol altına alınır. Ayak bileği egzersizleri ile pompalama işlevi sayesinde aşağıda biriken kan ve ödem kalp seviyesine doğru itilmeye çalışılır. Cilt bakımı, egzersizler, varis çorabı kullanımı konusunda hasta eğitimi yapılır. Dolaşımı artırmak ve doku sertliğini azaltmak için klasik masaj yapılır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!
×